Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı işbirliği ile düzenlenen ‘Yeditepe Bienali’ Tarihi Yarımada Fatih’te Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle açılışı gerçekleştirildi.

Hafız Ramazan Demirkan’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, Farih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Klasik Türk Sanatları Vakfı Başkan Yardımcısı Muhammed Emin Demirkan, milletvekilleri, sanatçılar, sanatseverler ve çok sayıda davetli katıldı.

Konuşmaların ardından Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Hattat Ali Toy’un “Allah Kuluna Yetmez mi?” yazılı hat tablosu hediye etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bienalin açılışını kurdele keserek gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı iş birliğiyle, Anadolu Ajansı’nın global iletişim ortaklığında Ayasofya Müzesi’nde düzenlenen “Yeditepe Bienali”nde konuşan Erdoğan, Türkiye’nin medeniyetlerin kavşağında yer almış bir ülke olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ne mutlu bize… Biz burada aslında vere vere, eriye eriye buraya geldik. İşte şöyle gidelim asırlar gerisine, 18 milyon kilometrekareden buralara geldik. Yani 780 bin kilometrekareye geldik. Daha şurada 19. asrın başlarında 5 milyon kilometrekare bir alana sahiptik. Bu kadar kısa zamanda 780 bin kilometrekareye düştük. Kimse bunun hesabını sormuyor. ‘Nasıl oldu da buraya geldik?’ demiyor. Bundan sonrası bizim için çok hassas. Çok dikkatli olmaya mecburuz.”

İstanbul’un yanı sıra Hatay’dan Kayseri’ye, Ürgüp’ten Hasankeyf’e, Efes’ten Hattuşaş’a kadar Türkiye’nin dört bir tarafında medeniyetlere beşiklik yapmış yerlerin bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, “Topkapı’daki eserlerin bir benzerini, kapasite ve çeşitlilik itibariyle dünyada hiçbir yerde, hiçbir müzede bulamazsınız. Ancak millet olarak diğer pek çok konuda olduğu gibi burada da elimizdeki hazinenin kıymetini bilmiyoruz. ‘Ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler.’ Böyle bir durumumuz var. Ne kendimize ne de yurt dışına bu güzellikleri layıkıyla tanıtabiliyoruz. Adeta müflis tüccar gibiyiz. Tabii burada temel sıkıntının bir dönem ülkemize hakim olan zihniyet olduğunun farkındayız. Türkiye uzun yıllar sanat, kültür ve tarih deyince sadece belli bir dönemi, belli bir kalıbı esas alan kısır ve dar bir bakış açısının esiri olmuştur. Bizans’tan çok Bizansçı, Batı’dan ziyade Batıcı ama her halükarda milletin değerleriyle kavgalı bu zihniyet, ecdadın bize bıraktığı mirasın kıymetini de ne yazık ki bilememiştir. Tarihi camilerin bir kısmı müzeye, aynen burası gibi, bir kısmı depoya, maalesef bir kısmı da ahıra çevrilmiştir.” şeklinde konuştu.

– “Dönemin CHP’si, asırlık kültür hazinemizi kendi ifadeleriyle bir gerilik numunesi olarak kabul etmiştir”

Sadece Suriçi’nde tek parti döneminde 300’ü aşkın mescidin yok edildiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Suriçi derken Fatih’i kastediyorum, merkezi kastediyorum. Biz bunları şimdi yeni yeni çıkartıp ihya etmenin, inşa etmenin gayreti içerisindeyiz. Çoğu zaman ihmalkarlıktan dolayı bu mescitler, camiler yıkılmış, içindeki yüzlerce nadide eser talan edilmiştir. Dönemin CHP’si, asırlık kültür hazinemizi kendi ifadeleriyle bir gerilik numunesi olarak kabul etmiştir. Ecdat mirasının kati bir tasfiyeye tabi tutulması gerektiğini yine bizzat kendileri ifade etmiştir. Ne yazık ki bu sakat anlayıştan İslam sanat eserleri de nasibini almıştır. Kur’an-ı Kerim eğitiminin dahi ancak gizli saklı yapılabildiği o günlerde hat, ebru, tezyin, tezhip gibi İslam sanatları da yok sayılmıştır. Gelenekli sanat dallarımız yerine belli bir ideolojiyi ve dünya görüşünü yansıtan sanat dalları ikame edilmeye çalışılmıştır. Sanat ve sanatçı kavramı son derece sığ bir biçimde değerlendirilerek sanat yalnızca çağdaş sanatlardan ibaret görülmüştür. Bunun dışında asırlardır bu topraklara ait olan, bize özgü, milletimize has birçok sanat dalını ise maalesef hiçbir değer vermemek suretiyle yok farz etmişlerdir. Daha da vahimi kendi mecrasında bir şeyler yapmaya çalışan, ürün veren, topluma yeni eserler kazandıran sanatçılarımız da ötelenmiş, dışlanmış, ademe mahkum edilmiştir.”

Kötü Huylarından Vazgeçmiyorlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tepeden inmeci, baskıcı, jakoben anlayışın bugün de bazı sanat çevrelerinde devam ettiğine şahit olduklarını vurgulayarak, “Kendi ideolojilerini paylaşmayan, bunların diktasına boyun eğmeyen sanatçılarımıza yönelik en şiddetli saldırılar bunlardan geliyor. Gezi olaylarına destek vermeyen sanatçılarımızın bu çevrelerce nasıl hedef gösterildiğini gayet iyi biliyoruz. Çapulcularla kol kola yürümedikleri, vandallığa, sokak terörüne pirim vermedikleri için sanatçılarımızın nelerle tehdit edildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Atalar, ‘Can çıkar huy çıkmaz’ diyor. Bunlar da bir türlü kötü huylarından vazgeçmiyor, milletimizden yedikleri onca şamara rağmen bir türlü akıllarını başlarına toplamıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Gezi’de yapılanın, daha yakın zaman önce Zeytin Dalı Harekatı’na destek için bölgeye giden sanatçılara da “Sizin orada ne işiniz var?” denilerek yapıldığını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

“Kendi Mehmediyle, Mehmetçiğiyle onur duyan sanatçılarımıza bunu yaptılar. O zaman sanatçılarımızı nasıl linç ettilerse, bugün de aynı ahlaksızlığı, aynı haydutluğu sergilediler. Sanatçılarımızın, ülkemiz için canlarını hiçe sayan Mehmetçiklerimize moral vermesine dahi tahammül gösteremediler. Günlerce içlerinde biriktirdikleri kin, nefret ve husumeti, gazete köşelerinden, televizyon ekranlarından, sosyal medya hesaplarından ortalığa boca ettiler. Sırf yerli ve milli bir duruş sergilediler diye askerlerimize moral verdiler diye o sanatçılarımıza edilmedik hakaret bırakmadılar. Bunların lümpen mahalle kabadayılarından inanın hiçbir farkı yoktur, onlar gibidir. Bunlar zihniyet itibariyle modern bedevilerdir. Kendi küçük kabilelerinden olmadığı sürece ne kadar büyük olursa olsun, ne bir sanatçının ne de bir sanat eserinin bunların gözünde kıymeti vardır. Kabile üyelerineyse hangi suçu işlerse işlesin, yaptığı iş ne kadar değersiz olursa olsun sonuna kadar sahip çıkarlar. Bunların gözünde vatana ihanet etsen bile menfaat grubuna ihanet etmediğin sürece makbulsün. Nitekim bölücü terör örgütüne aleni destek veren Türkiye düşmanı çevrelere taşeronluk yapan, sabah akşam ülkemizi kötüleyen sözde sanatçıları hala baş tacı etmelerinin yegane sebebi de budur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de, son 15 yılda diğer birçok alanda olduğu gibi kültür ve sanat alanında da tabuları yıktıklarını, paradigmayı değiştirdiklerini vurguladı.

En büyük fiziki mekana sahip çıkmanın iktidarları döneminde olduğunu belirten Erdoğan, “Onlar yıktılar, biz yaptık. Hala da onlar yıkmanın gayretinde, biz yapmanın derdindeyiz. Hiçbir şeyi görmeden yaptıkları gösterileri hatırlayın. İstanbul’da Harbiye Kongre Merkezi gibi bir merkezi yaparken, orada bir Muhsin Ertuğrul’u, daha büyüğünü, daha modernini yapacağız dediğimiz halde üzerimize üzerimize geldiler, yaptıktan sonra da sus pus oldular. Şimdi orada, yerin katbekat altında biliyorsunuz 3 bin kişilik dev bir kongre merkezimiz, gösteri merkezimiz var.” diye konuştu.

Sanatı Olmayan Bir Milletin Şah Damarı Kopmuş Demektir

Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’ni Türkiye’nin bir numaralı opera binası olarak yaptıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Buna da biliyorsunuz çok bağırdı o Geziciler. İstediğiniz kadar bağırın, çatlayın, patlayın, bak yıktık ve inşallah kısa zamanda da orada dünyada sayılı muhteşem bir opera binasını çok amaçlı olarak yapıyoruz. Proje zaten çoktan bitti. Daha önceki proje müellifi bunu da yaptı, bitirdi ve şu anda ihalesi vesaire her şeyi bitmiş vaziyette. İnşallah bunu da bizler süratle halkımıza yetiştireceğiz ve Türkiye’nin yurt dışında da burası çok önemli bir inşallah kültürde, sanatta bir gösteri merkezi olacak ve gerektiğinde çok amaçlı olarak da kullanabileceğimiz bir merkezi olacak.

On yıllar boyunca kültür ve sanat alanına hakim olan, adeta burayı kendi arka bahçeleri gibi gören zümrenin tahakkümüne son verdik. Aynı şeyi Ankara’da yaptık. Cumhuriyet tarihi boyunca bir tane eser ortaya koyun ya, bir tane fiziki mekan ortaya koyun, bir tane fiziki mekan ortaya koyamadınız. Demek ki bunlar bizi beklediler. Biz geldik, bu eserleri biz yapıyoruz ve daha da yapacağız. 81 vilayetimize yapacağız, irili, küçüklü yapacağız. Niye? Sanatı olmayan bir milletin evet, şah damarı kopmuş demektir.”

Sanat ve kültürle güçlü olunacağını vurgulayan Erdoğan, “Ekonominiz ne kadar güçlü olursa olsun eğer sanatta, kültürde yoksanız, dünyada da yoksunuz. Sadece belli sanat dallarının himaye edildiği, belli sanatçıların desteklendiği eski düzeni biz tamamen değiştirdik. Sanat ve sanatçılarımız arasında ayrım yapmadan, güzeli, kaliteyi ve başarıyı desteklemenin çabası içinde olduk. Onun için gelenekli sanat dallarımızın önünü de açtık. Diğer sanat dallarını asla ihmal etmedik. İmtiyazlarını kaybedenler bizi acımasızca eleştirse de hiçbir zaman bizden öncekilerin yanlışlarına, hatalarına düşmedik.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Türkiye’nin kültür ve sanat hayatına değer katacak, bu alanda çeşitliliği artıracak her türlü eseri sahiplenmenin çabası içinde olduklarını, bu şekilde de yollarına devam edeceklerini aktardı.

Birileri gibi bu ülkenin değerlerini ideolojisine, siyasi kimliğine veya dünya görüşüne göre ayırmayacaklarını, tüm renkleriyle, çeşitleriyle, bütün zenginliğiyle sanat dünyasını kucaklamayı sürdüreceklerini belirten Erdoğan, “Bu ülkenin kültür ve sanat hayatına katkı sunan, değer katan, nitelikli eserler üreten herkesin başımızın üstünde yeri vardır. Açılışını yaptığımız Yeditepe Bienali’nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bienalin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, tüm sanatçılarımıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum, tüm İstanbulluları bu güzide sanat etkinliğinin en güzel şekilde bence istifadesine sunduğumuza göre, onlar da bundan müstefid olurlar diye düşünüyorum. Rabb’im yar ve yardımcınız olsun ve bu eseri bizlere miras olarak bırakan başta İstanbul’umuzun Fatih’i Fatih Sultan Mehmet Han olmak üzere hepsinin ruhuna el-Fatiha…” sözleriyle tamamladı

Vatandaşlar ve turistler, Ayasofya’dan ayrıldığı sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sevgi gösterisinde bulundu. Cumhurbaşkanlığı korumaları, çocuklara oyuncak dağıttı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya’daki programın ardından “Tarihi Halkın Köftecisi” lokantasında yemek yedi. Erdoğan’a eşi Emine Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir de eşlik etti.

Yazmaya başlayın ve aramak için ENTER tuşuna basın